4 Nisan 2016 Pazartesi

SEKERFARE * Sebnem Burcuoğlu




Eskisi kadar kitap okuyamıyorum demek doğru olmaz. Okumuyorum, bunun için kendime kızmam doğru olur. Ayda 3-4 yayın girdiğim zamanlar vardı. Okuduğum her şey hakkında not almak adetimdi çünkü.

Kitap kapağını gördüğümde dikkatimi çekti. Adını gördüğüm de şaşırdım. Kitap hakkında neredeyse hiç reklam yapılmadı. Ya da benim dikkatimi çekmedi. Almam lazım, hemen. Şebnem Burcuoğlu sonuç da bizim yazarımız. Kocan Kadar Konuş bizim kitabımız değil mi ? Kocan Kadar Konuş özellikle ilk kitabı ve filmi çok beğenmiştim.

ŞEKERFARE derken tatlıdan bahsediyor. Küçükken kardeşim de Pare diyeceğine ŞEKERFARE derdi. Annem çılgınlar gibi oğlum öyle denmez, nimet dese de çocuk alışmış ne yapsın ? En sevdiği tatlı ŞEKERFARE. Tüm bayramlar da kadınlar toplanır, çılgınlar gibi hamur yoğurur baklava açar, benim kardeşim baklava değil onun yanında küçük bir tepsi yapılmış ŞEKERFARE' yi tercih eder. E o da güzel tabi.

Kitap da, işinden kovulan Şükran Tanay ailesine bunu nasıl açıklayacağını bilemez. Önünde ki en büyük engel aralıksız başarılara imza atmış olan bir abisi vardır. Her işini yarım bırakmış olan birisi olarak görür kendini. En yakın arkadaşı Meryem'le beraber ne yapacaklarını düşünürken Meryem kendisine fikir verir. Yazdığı hikayeleri hayata geçirmekten bahseder. Yazdığı hikayeleri sadece Meryem'e okutan Şükran bu hayali de büyük görür. Meryem'in ısrarlarıyla kendini bu maceranın içinde bulur. Ve umutsuzca film şirketlerinin kapısını çalar. İş bu ya, bir tanesi geri döner Şükran'a ve hikayelerin film olma süreci başlar. Bu süreç için de ne olduğuna bakmadan kendisini eleştirenler ele geçirenler olacaktır.

Yine şu noktaya geliyoruz. Kendisinin yapamayacağını bilenler sizin de yapamayacağınızı söylerler. Genelde cesaretlendirici konuşanlar pek çıkmaz hatta hiç olmaz. İyi ki Şükran'ın yanında Meryem gibi bir dostu var.

Kitaba gelince, yarım kalmış sanki. Aslında okutan şey yazarın akıcılığı. Bazı yazarlar ne yazsa okursunuz, o durum işte. Giriş,Gelişme,Sonuç şeklinde giden hikayede aşk yavan kalmış. Sonuç da kitap romantik komedi tarzında olunca dikkat çekiyor.

'' Alfred Hithcock şöyle der : 'Kötü adam ne kadar başarılıysa film de o kadar başarılı olur. Bu en önemli kuraldır.'''

Hiç kötü karakterin üstünde durmadığımı fark ettim. Gözümün önünden filmler, diziler geçti. Kötü adamların muhteşemliğinden korktum. Bir dakika ama Kiralık Aşk'ta kötü adam yok mesela. Sude var gerçi, kötü demeyelim Ona. Ondan korkan onun gibi olsun. Benim hikayem de de kötü adam olmasın. Az kötü olabilir belki. Tatlı kötü karakterliler.

Daldan dala atlamalarım olmasa, olmaz.

Okumanız Dileğiyle...

2 yorum:

  1. Hiç ismini duymadım bu güne kadar doğrusu. reklamı hiç yapılmamış olmalı. İsmi de kapağı da ilgi çekici en kısa zaman da okumak istiyorum teşekkürler :)

    YanıtlaSil