20 Ocak 2015 Salı

Bir Seftali Bin Seftali * Samed Behrengi


Biz çocuk  iken dedemin diktiği meyve ağaçlarindan fazlasıyla nasiplendik.Dedem elinden geldiğince meyve agaci dikmeye gayret etmişti.Biz yedikce,O'nu animsadik.En çok armut ve kiraz agacimiz vardi.Onlarin yani sira şeftali,erik,dut,incir,uzum,çilek,vişne de olurdu.Bazi dönemler çok bazi dönemler hic meyve vermedikleri olurdu.Ben bunu dusunmezdim,babam ise bakimsiz kaldiklarini söylerdi.

Yolun kenarında kalan kiraz ağaçlarinin dişariya tasan dallarini yoldan geçenler toplardi.Babam biraz sinirlenir,rahmetli babaannem göz hakki var derdi.Hakliydi elbette.


Çocuklar beni dislardi.'İstanbullu' diye.. Halbuki bende Onlar gibi giyinirdim.Onlar gibi konusurdum.Anneme Babama yardim eder,sabahları inek beklerdim.Oysaki hicbir farkim yoktu kimseden.Yoklugun getirdiği içgüdü olsa gerek,hep uzaktan bakarlardi.Bu yüzden benim en yakin arkadasim Çomar olmuştu zaten.Sonunda ne koylu olabildik ne de 'İstanbullu' sanirim en güzeli buydu.İkisinin arasında kalmak.İkisinin de ne olduğunu bilmek.


Simdi neden bir çocuk kitabi diyebilirsiniz ? Keşke çocukken daha çok kitap daha çok hikaye okuyabilseydim.


Bir şeftali agacinin nasil yetiştiğini konu alan kitap,yoksulluğu ve zenginliği anlatıyor.Koylu bahcivan yetiştirdiği seftalileri sehire satmaktadir ve koyun yoksul çocukları ise neredeyse hic meyve yiyememektedir.Köylülerden iki çocuk birgün meyve yemek umuduyla bahçeye girdiklerinde bahcivanin bütün agaclari topladigini görürler ve çok üzülürler.İçlerinden bir tanesi yere düşmüş olan etli,sulu seftaliyi görür ve alir.Önce seftaliyi derenin soğuk suyunda soguturlar ve paylaşırlar.Çekirdeğini dikmeye karar verirler ve şeftali agacinin hikayesi burada baslar.


Arşivde çocuk kitapları da olmali.


Okumaniz dileğiyle..


Senay