24 Nisan 2014 Perşembe

Kocan Kadar Konus * Sebnem Burcuoglu




'Bu kitabi ilk gordugumde garipsemekle birlikte elde tasiyamayacagimi dusundum.Sanki evlenmeye merakli bir insanmisim ve bu yolda herseyin mubah olduguna inaniyormusum gibi.Esasında garip olan kitabin ruyama girmesiydi.Bir beyefendi geldi ve iki adet kitap sunarak """bunlar size hediye geldi""" dedi.Sasirdim,ne alaka ? dedim.Kitaplari aldim.Diger kitabin adini hatirlamiyorum.İlk isim ruya yorumlamak ve ikinci isim bu kitabi almak oldu.Ne kadar eglendigimi tarif etmem mumkun degil.Yuzumde salak bir gulumseme,cunku hikaye fazlasiyla tanidik...


Efsun yas itibari ile 30'una merdiven dayamis ruhu gencligin enerjisinden siyrilamamis basrolumuz.Neye elini atsa kurutuyor.Erkeklerle ilgili sorunlari var.Ya Onlar Efsun'u anlamiyor ya da Efsun Onlara cok uzak.Yasitlari evlenmis,coluk cocuga karisanlar var.Efsun'un basinda surekli tuyolar veren bir kadinlar matinesi mevcut.Erkeklerle ilk bulusmadan,sosyal medya kullanimina kadar her turlu yorum mevcut.Eglendigimiz noktada burasi zaten.

Yazarimizin Sabahattin Ali hayrani oldugu kacinilmaz bir gercek,kitabimizda Kurk Mantolu Madonna'dan alintilarda var.Daha dogrusu Efsun Sabahattin Ali'yi en yakin arkadasi olarak goruyor.Arada bir yerde Buket Uzuner'in Kumral Ada'si da geciyor fakat o derece degil.

Hey,eglenmek isteyenler buraya.Gulmek garanti...

ALINTILAR


'Kazandigim butun parayi kendime yatirim yapmak adi altinda henuz hayatima girmemis kocam icin harciyorum.Koca bulabilmek icin makyaj yapiyorum,sacima hergun fon cektiriyorum,yemek kursuna gidiyorum,aman kocamin eli siki bir popoya degsin diye manyak gibi spor yapiyorum.' (Sayfa 12)

'Türk kızının en moderninin annesi bile gün gelir kızının mürüvvetini görmek ister.Şahsen ben,''Kızım,evlenmesende olur,çocuk istiyorsan ya evlatlık alırsın ya da sperm bankasına başvurursun'' diyen bir Türk anne tanımadım.' (Sayfa14)


'Bazen karsınızdakının gozlerınde bır anlam yakalarsanız belkı de o an ıcın gercekten samımı olan.Sonra adam ıse yaramazın tekı cıksa bıle sız o yakaladıgınız anlama kıtlenıp kalırsınız.Adamı degıl,o anlamı seversınız aslında.Buna lıteraturde 'vakıt kaybı' denır.Bu fılozof havalarının cıkıs noktası nedır dıye soracak olursanız,hayatıma gıren uc erkekte de o anlık anlamları yakalamaya calıstıgımı soyleyebılırım.Sonra da basımı duvarlara cok vurdum.O yakaladıgımız sey anlam falan degıl,halusınasyon arkadaslar.' (Sayfa 31)




'İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için,bu zahmetli işe teşebbüs etmektense,körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.' (Sayfa 41)

Okumanız Dileğiyle
Sevgiyle...

Şenay AL


13 Nisan 2014 Pazar

Bütün kadınların kafası karısıktır * Ece Temelkuran

öyle bir suçluluk duygusu var ki bende,yemeğin yemediğim yarısının bile kalbinin kırıldığını düşünüyorum.böyle yaşamak olmuyor elbette.insan,yaşamayı becerebilenlerin karşısında donup kalıyor.yani merak ediyorum,insanlar nasıl oluyor da yaşamaya ara vermek istemiyorlar.bana gelince,ara vermek bir yana,yaşamak istediğimden bile o kadar emin değilim. (Sayfa 48)

''canım sevmek çok önemli elbette.ancak sevme yeteneğini mehmet'le sınırlandırmamalısın.dünyada senin sevgine gereksinim duyan,yüzlerce,aç,üşümüş,ezilmiş çocuk var.onları düşün.sevmek insanı çoğaltmalı,üretmeye yöneltmeli.senin yaptığın gibi ölüme yaklaştırmamalı.verimli sevgiler yaşamalıyız hepimiz.'' (sayfa 61)

''yazdıklarını çok önemsiyorsun bence.biraz daha sabırlı olmalısın.heyecanını anlıyorum,ama gerçekten yazarlığı düşünüyorsan,bütün yazarların dediği gibi,yazdıklarını yırtmayıda bilmelisin.'' (sayfa 67)

hiçbir şey beklemediğini söyleyenler en çok bekleyenlerdir aslında.(sayfa 71)

oysa hepimiz,casus gibi yaşarız,saklanarak ve paylaşılamayan yüküyle.birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir,dokununca renkleri yıkılan.çünkü küskün çocuklar inanamazlar.ki inanmamak,küsmüş bir çocuğun en büyük kan kaybıdır. (sayfa 83)



Kurt Seyit & Shura * Nermin Bezmen


Bir süredir ne dizi,ne film izleyebiliyorum.Kitap okumak bile zor geliyor,ya da içinde aşk barındıran herşey bir uzak tutuyor beni.Aslında severim,okurken hayal etmeyi ve bunların üzerinden şiirler yazmayı birşeyler karalamayı ve acıyı içimde kaydetmeyi.Bu ara neden böyle ? Bu ara kendi hikayem var,üstelik iki hatta üç hatta dört.. Ara ara farklı karakterlerde,farklı hikayelerde dolaşıyorum.Yalnız yazmak,kolay değil ki.Bir hikayeyi ya da bir umudu öyle çabuk ve hızlı tüketmek bana göre değil.Bir roman,üç çocukluk arkadaşının seneler sonra yeniden karşılamasını konu alan geçmiş ve bugünün arasında gelgitler yaşatacak bir hikaye.. Ve şiirler taze platonik kelimelerden oluşurken,sadece tek duygu olsun diye düşünürken arada bambaşka bir hikayeye kayıyorum.İhanete uğramış bir kadına bürünüyorum.Diğer tarafta rafa kalkmış,henüz tam anlamıyla şekillenmemiş farklı bir roman konusu.. Bütün bunları düşünürken,nelerden beslendiğimi ve etkilendiğimi ayrıştırmaya çalışıyorum.Bir filme,bir romana benzetilmek istemiyorum.Bu da beni uzaklaştıran şeylerden.

Kurt Seyit & Shura diziye dönüştürüldü ve çekimleri devam etmekte,biliyorsunuz.Merakla beklenilen dizi kimilerine göre tutmadı ve kimilerine göre çok iyi ilerlemekte.Ben ne yazık ki,oturup bir bölümünü bile izleyebilmiş değilim.Bu yüzden ilk önce kitabı okumaya karar verdim ve aldım.Elbette karakterler kafamda Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah olarak canlandı.

Roman'da Nermin Bezmen büyük dedesinin hayatını bizlerle paylaşmaktadır.Kırım Türklerinden Kurt Seyit babasının izinden giderek Rusya'da Çar'ın en önemli askerlerinden olarak teğmen olarak görev yapmaktadır.12 yaşında ailesinin yanından ayrılıp sıkı bir eğitime giren Seyit'in okul hayatından askerliğe geçiş dönemi ve Rusya'nın o dönemde Bolşevik'lerin ihtilaline uğramasını konu almaktadır.Eğlence hayatına ayrı bir düşkünlüğü olan Seyit için herşey Shura ile tanıştığında değişir.Shura'ya aşık olduğunu anladığında aklına gelen ilk şey babasının öğüdüdür.'Herşeyi yaşabilirsin,fakat zamanı geldiğinde bir Türk kızı ile evleneceksin.' Shura ile birbirlerine tutku ve büyük bir aşk ile bağlanırlar.Rusya'da Çar'ın düşürülmesiyle Seyit için zor günler başlar ve Kırım'a dönen Seyit bir müddet sonra orada da barınamayacağını fark eder.

Roman'da en güzel şey yazarın okuyucuyu hem Seyit aynı zamanda Shura gibi hissettirebilmesidir.Bu kolay birşey değil.İkili ilişkilerde,anlaşmazlıklarda genelde hep bir taraf tutma ya da bir kişiye daha yakın hissederiz.Burada iki karakteride sahiplenme durumu söz konusu ve Shura o kadar güzel anlatılmış,yansıtılmış ki bu kadına hayran olmamak mümkün değil.

Aynı zamanda bahsetmeden geçemeyeceğim bir karakter daha var.'Tatiana'  Seyit ve Shura'nın ilişkisinin seyirinde önemli bir rolü var ve kendiside Seyit'in en yakın arkadaşı Celil ile beraber.. Shura ve Tatiana ikiside fenomen olarak tanımlanabilecek güçlü kadın karakterler.İkisininde düşünmeksizin sevdiği adamın peşinden giden iki çılgın olduğunu söyleyebilirim. Kitabı en çok da bu iki karakteri tanımanız için okumanızı tavsiye edeceğim.

Daha fazla bahsetmek istemiyorum,hem dizi için hem kitabı okumanız için ;)

Sevgiyle..
Şenay