10 Şubat 2014 Pazartesi

Ustam ve Ben * Elif Safak

Bazı insanlar vardır,Onlar ancak severek var olurlar.Dünyaya gönderilme amaçları esasında sevgidir.Yani sevmek mi sevilmek mi diye sorsanız ikisi bir arada ne ala denilir elbette.Yalnız en çok insan sevince var olur,hisseder.Ancak seversen yaşamak güzelleşir ve katlanılır hale gelir.

Cihan’da Onlardan bir tanesi,sevgili Elif Şafak öyle hayal etmiş ve yazarak canlandırmış.Cihan ve Sultan Süleyman’a hediye olarak gönderilen beyaz fil ‘ÇOTA’ aralarındaki ilişki fil ve filbaz olmaktan çıkmış kardeşliğe ve muazzam bir tutkulu bağa dönüşmüş.Hissetmenin ve dostluğun en derininde dolaşmak mümkün.Bu noktada en çok etkilenecekler elbette ki bir hayvan sevgisini bir hayvanla o tutkuyu paylaşanlar olacaktır.Üstelik benim gibi insan yüzü görmeye açken bir hayvanla kardeşlik edenler daha çok içerlenecektir yine,eminim.Kitabı okurken yine üstünde düşündüğüm şey ve sonlarına geldiğimde bizzat aralarda okuduğum dialog bende yer etti.’Acaba hayvanlar da cennete gider mi ? ‘ İmamlar gitmez diyor.Söylesene imam nereden bilsin ? O zaman neden derler,dilsiz hayvan ahirette dile gelir diye.

Cihan hem filbaz hemde Mimar Sinan’ın dört kalfasından en meraklı ve en cesur olanlarından.. Mihrimah’a aşık ustası Sinan’a ise tutkun.Bir deli kaptanın gazabından korkarken ustası diğerleri gibi O’nuda himayesi altına alır ve dersler almasını sağlayarak kalfalarından biri yapar.Cihan ustasının emeklerini boşa çıkarmaz ve O’na layık olabilmek için elinden geleni yapar.

Bir hayvana duyulan kardeşlik.. Usta ile çırağı arasındaki muazzam saygınlık ve emeğe saygı.. Hiç dokunamadığı bir tenin hayaliyle yanıp tutuşan bir aşk.. Bütün bunların yanı sıra sarayın arka odalarında dönen entrikalar ve oyunlar.Elif Şafak tarihin en önemli dönemlerinden muazzam bir kurgu ile yine karşımızda.

Okumanız Dileğiyle..
Şenay
Şu hayatta kimseye hayır getirmeyeceğinden emin olduğu üç şey vardı;Ruhunu iblise satan adam;güzelliğiyle böbürlenen kadın ve sabahı beklemeyecek kadar acil olan haber.’(Sayfa 26)

‘Uçan bir kuşun gölgesi gibi elle tutulmaz olsun,yinede aşktı Onun aradığı..’(Sayfa 38)

‘Nedendir açılıvermemiz birdenbire hiç tanımadığımız bir insana ? Nedendir dile getirmemiz daha evvel kimselere söyleyemediklerimizi,başkasına değil de,tek ona ? Kalbimizi gümüş tepsi içinde ikram edercesine bir yabancıya göstermemize sebep nedir ? ‘ (Sayfa 60)

‘Hayatımızın bir haritası varsa şayet,yollarda değil yol ayrımlarında çizilmekte.İki şey arasında tercih yaptığımız o kısa,kısacık anlarda.Göz açıp kapayıncaya kadar değişir kaderimiz tek bir kararla.’(Sayfa 80)

‘Gözlerini üzerimden ayırmadan beni dikkatle inceledi.Ruhumu görecek diye endişelendim.’( Sayfa 111)