26 Eylül 2013 Perşembe

Gelecek Sefere * Marc Levy

Her kitap yeni bir başlangıç esasında , yeni tanıştığımız bir arkadaş kimi zaman dostlarımızdan öte.Okumak nasıl bir mucize ki,düşünün.Çoğu zaman hep diyoruz ki,keşke şu beynimizi bir sıfırlasak. Kendimizden,yaşantımızdan sıkılıyoruz ve biraz uzaklaşabilsek.İşte o anlarda yapmamız gereken bir kitaba teslim olmak , kendini farklı bir karakter olarak yazı dilinde hissetmek.Ne mutlu bunun değerini bilene ve yapabilene.Bunun için bile şükretmem lazım,eskiden bulduklarımla yetinmek zorundayken şimdi istediğim zaman istediğim kitabı alıp okuyabiliyorum ve bu gerçekten bir mucize olsa gerek.

Bu kitap bana ödünç verdiğim kitaplarımla beraber döndü,belli ki verdiğim arkadaşım beğeneceğimi düşünmüştü.Beğendim,özellikle sonlara doğru çok eğlendim.İlk defa bir kitabı okurken,güldüğümü fark ettim.Sanırım kitaptaki bir karakterden fazlasıyla hoşlandım hemde hiç kendisine yüz tayin etmeden.Sadece diyaloglarına dayanarak,çok eğlenceli biri olduğuna kanaat getirdim. Hayatımda,etrafımda böyle biri olmalı kesinlikle dedim.

Amerikalı ünlü sanat tarihçisi Jonathan Gardner,çocukluğundan beri rus ressam Vladimir Radskin’in yapıtlarına hayranlık beslemektedir ve bunun üzerine çalışmalar yapmaktadır.Ressam’ın kayıp olan son tablosunun bulunduğuna dair haber aldıklarında dostu Peter ile beraber Londra’ya doğru yola çıkarlar.Bu sırada Jonathan’ın nişanlısı Anna evlilik hazırlıkları ile uğraşmaktadır.Jonathan bu tablonun peşine düştüğünde ise kendi yaşamına dair inanılmaz şeyler öğrenecektir.Yaşadığı zorlu mücadelede kendisine en büyük desteği dostu Peter verecektir.(Benim hayran olduğum karakter,ta kendisidir.)Şayet bu kitabı okursanız muhteşem bir aşk hikayesi okurken aynı zamanda bir dostluk hikayeside okumuş olacaksınız.Günümüzde böyle dostluklara rastlamak pek mümkün değil,bu noktadan daha çok etkilendiğimi belirtmek durumundayım.Kitapta yer verilen bir başka şey ise reerkarnasyon.Her ne kadar buna inanmasamda her seferinde yeniden doğduğunda iki ruhun birbirini bulduğunu hayal etmek,o sevgiye sahip olduğunu hissetmek de farklı bir şey.
En çok Peter’in Jonathan’a yardım etmek uğruna ettiği şu sözler beni çok eğlendirdi.En azından buradan kendisinin aslında nasıl biri olduğunu hayal edebilirsiniz.

-‘Al işte bir tane daha,etrafımda akıllı adam kalmadı ! Geceyi uçakta geçirdim,direksiyonu olmayacak bir yere konmuş arabada iki saat ölümüne yol yaptım,size tüm olan biteni anlattım,kalkmış bana hala sizi sevip sevmediğini soruyorsunuz ? Evet,evet,sizi seviyor,siz de onu seviyorsunuz,ben de onu seviyorum, o da beni seviyor,herkes birbirini seviyor, ama yinede herkes berbat durumda ! ‘

Peter,ben de Seni Seviyorum her neredeysen ve nasılsan … JJ

Okumanız Dileğiyle…

Şenay

15 Eylül 2013 Pazar

Dengesiz Bir Askın Anatomisi * Duygu Yücel


Aslı,üniversiteden yeni mezun olmuş iş arayan 22 yaşında bir ufaklık.. Ve bir gün iş görüşmesine gittiği ofisde beklemekten sıkılır ve patlama noktasına gelir.Karşısında muhattap alacağı kimse yoktur ve önüne ilk çıkan kişiden hesap soracak kadar çıldırır.Sinirle bulunduğu odadan çıkar ve karşısındaki odaya girecekken O’nunla (Can) karşılaşır.O’nun o şirkette ne yaptığını,ne amaçla bulunduğunu bilmemektedir.Üstelik sonrasında yanlış adrese geldiğini fark edecektir.
Tesadüfleri kim sevmez,değil mi ? Tesadüfleri en çok kitaplarda ve filmlerde görürüz okuruz ya da izleriz.Aslı en yakın çift arkadaşıyla Bodrum’a tatile okuyup güneşlenerek zaman geçirmektedir.Yalnız bulunduğu yerde biri daha vardır ve Aslı bundan çok etkilenir.
Arka Kapak’dan…
İki Aşık ve İmkansız Bir Aşk Hikayesi
Kaderleri onları hiç ummadıkları anda bir araya getirdi ve beklenmeyen bir girdap onları fırtınalı aşk denizinin içine sürükledi.Bu aşk hem bu kadar gerçek hem bu kadar sırlarla dolu olabilir mi ? Bir aşk hem bu kadar yakın hem bu kadar mesafeli yaşanabilir mi ? Heyecan,mutluluk,karmaşa,bilinmezlik,sessizlik,kahkaha ve gözyaşı… Çünkü bir vardı,bir yoktu aşk ve.. Tesadülerin gizemi onları fırtınasına katarken onlar,korkutucu bilinmezliğin içinde savruldular!
‘’…Çünkü oydu her nefesim!
Ve ben nefes aldıkça…
O kokacaktı rüzgarda dalgalanan saçlarım…’’

Okumanız Dileğiyle
Şenay

Zaten Onu Hiç Sevmedim Ki * Claudia Carroll


Ben bu Stiletto kitaplarını çok sevdim sanırım,tam Romantik Komedi tarzı.. Aşk – Pembe Dizi de denilebilir.Zaten bende Masumiyet Çağı kadınlarındanmışım.Kanyon’da yapılan bir ankette öğrendim.Fazla bir şey beklemeyin ama,bu kadar.Okuduğunuz kitap türünü soruyorlar,ona göre hangi çağa ait olduğunuzu öğreniyorsunuz.Evet,çok saçma ama uygulamadan önce bunu nereden bilebilirdim ki ? Bende karşımda bir geçmiş haritası bekliyordum.Mesela …. yıllarda yaşamış Neroli Prensesi gibi şeyler hayal ettim ama yok yok.Elbette bunlara inanmıyorum,işin eğlencesindeyim.

Kitap kızımız Cassie 28 yaşında ve çocukluğundan gelen özel bir yeteneğe sahip.. Karşısındaki insanın bir problemi olduğunda yada kendisi ile bir takım bir şeyler paylaştığında O’nun başına gelebilecekleri görüyor.Cassie bunu bir avantaja çevirmiş,bir dergide Cassandra olarak okuyucu mektupları cevaplıyor.Bizim Güzn Abla köşeleri gibi,biraz farklı tabi.İşin içinde medyumluk var.
Ev arkadaşı Joe,sosyetik güzel Charlene ve gay Marc C olarak dörtlü takılıyorlar.Cassie,Joe ve Charlene çocukluk arkadaşı bu yüzden her ne kadar statü farkları olsada birbirlerinden kopamıyorlar.
Bir gün Charlene’nin hayatına bir adam giriyor ve Charlene O’nun kaderi olduğuna daha da önemlisi O’nunla evleneceğine inanıyor.İşin kötü tarafı ise Cassie bu adamla kendisinin bir şeyler yaşayacağını görüyor.Charlene’ne bunu yapamam düşüncesi ile kaderinden kaçmak için elinden geleni yapıyor.
Bence Okumaya Değer ;)
Şenay