11 Ağustos 2013 Pazar

Sana Bir Sır Vereyim Mi ? * Cladia Carrol

Keşke her şey bu kadar basit olsaydı değil mi ? İstediğimiz her şeyi olumlu düşünce ile kendimize çekebilseydik.Secret felsefesi elbette ya,sahi o kitabı okumayan var mı ? O kitabı okuduğum zamanı hatırlıyorum. Arkadaşlar dalga geçiyordu. Zevzek muhabbetler dönüyordu tabi ki de …
-Lütfen şu otobüsün erken geleceğine yürekten inanır mısın ? Gerçekten de şu anda geç kaldık. Eğer erken geleceğine inanırsan erken gelir değil mi ?
Hikayemizde üç adet çocukluk arkadaşı ve onların hayatta iyi yaptıklarının yanı sıra yolunda gitmeyen işler.. Ta ki Vicky çekim yasasını keşfedene kadar.Fuarda karşılaştıkları falcının bahsettiği çekim yasası üzerine Vicky bunun üzerine bir kitap edinir ve her şey o anda başlar.Çekim yasasına göre ne istediğiniz ve bunun için evrene nasıl sinyaller gönderdiğiniz önemlidir.Birşeyi gerçekten istemeniz,onu evren tarafından size getirelecektir.
Vicky,bir reklam şirketinin sahibi kariyerinin zirvesinde fakat 34ünü geçmekte olduğu halde ciddi anlamda bir ilişkisi olamamış üstelik bütün erkekleri etrafından kaçırdığına inanıyor.
Barbara,uzun kızıl saçları olan bütün erkekleri etrafında döndüren fakat oyunculuk kariyerinde hala istediği yere gelemeyen karakterimiz.
Laura ise mesleğinde çok başarılı bir avukat.Erken yaşta evlenmiş,dört çocuğu var.Eşinden boşanınca dört çocuğuna bakmak zorunda kalmış ve işinden de ayrı düşmüş.
Bu üç arkadaş çekim yasası ile birbirlerine başarısız oldukları konularda yardım etmeye karar verirler.Yaklaşık bir sene içinde Barbara Vicky’nin ideal eşini bulması için elinden geleni yapacaktır ve Vicky’de Barbara’yı bir yıldız olarak yaratacağına söz verir.Laura ise onlara hakemlik yapacaktır.
Hikayenin geri kalanı mı ? İnanın çok eğlenceli …
Keşke her şey istemekle olsaydı,cidden ;)
Okumanız Dileğiyle…
(Not:Sanırım kitabın hakları Fox tv’ye satılmış,muhtemelen dizi olarak çekildi yada çekilecek.Bu aralar tv ile hiç aram olmadığı için… Bilemiyorum.)

2 Ağustos 2013 Cuma

Kumral Ada Mavi Tuna

Birgün televizyonda bir aktör 10 sene ara ile tekrar tekrar okunacak bir kitap ve ben bunu uygularım demişti.Şaşırmıştım,insan neden bir kere okuduğu bir kitabı okuma ihtiyacı hissetsin ki.Sonra anladım ki her ne kadar kitabın etkisinde kalsanız da zamanla ayrıntıları hatırlayamaz duruma geliyorsunuz.Not alma arzum böyle gerçekleşti.Bir kütüphanenin yanı sıra,hafızam da bir arşiv oluşturmam gerekiyordu.
Buket Uzuner ile Gelibolu kitabında tanışmıştık ve ben yana yakıla herkese bu kitabı okumasını söylüyordum.Çünkü ben böyleyim,benim sevdiğim bir şeyi herkes sevsin isterim.Garip bir huy,biliyorum.Kuzenime anlatırken o zaman birde ‘Kumral Ada Mavi Tuna’ okumalısın demişti.Kitabı aldım,elbette dedim.Yazarın başka bir kitabına ulaşabilmek beni çok mutlu etmişti.O zaman kitap almak benim için kolay değildi.Kitabı okudum,beğendim.Kuzenim benden 4-5 yaş büyüktü oysaki fakat ben kitaptaki bazı yerleri anlamamıştım.Ve aradan yaklaşık 10 sene geçti.Kitabı sevdiğimi biliyorum fakat tam olarak hatırlamıyorum.Yeniden okumalıyım dedim.Okuyunca fark ettim ki,kafamda oluşturmaya çalıştığım ve yazmak istediğim hikaye bu romana çok benzemektedir.Ben fazla sevmişim..
Aras ve Tuna iki nehir gürül gürül,ikiside birbirinden güzel iki kardeş.Kuzguncuk’da terzi dedenin torunları.. Aras yakışıklı,cesur,kendinden emin,mahallenin sevgilisi girdiği her yerde bakışları üzerine kilitleyen genç.Kimilerine göre James Dean’in benzeri.Tuna ise kıvırcık saçlı,mavi gözlü duygusal,romantik zaman zaman asi ve abisine hayran bir genç…
Ada mahalleye sonradan taşınan sinemacı bir anne ve babanın bir tanecik kızı.. Aras’ın sevgilisi ve Tuna’nın Kumral Ada’sı .. Çocukluk hikayelerinden bugüne uzanan bir anlatım mevcut.Tuna ve Ada’nın oyunları,birbirlerine olan yaklaşımları Tuna’nın gözünden anlatılmakta.Tuna ise hem Ada’ya hem Aras’a hayran.
Ada,benim kumral Ada’m bir bilse beni ne kadar üzdüğünü.. Başlarda anlayamadım O’nu tanıyamadım ama sonralarda tanıdıkça sevdim,üzüldüm ağladım.Sevdiğin birini kaybederim diye,kendinden uzak tutmak soyutlamak ve uzaktan yaşamak aşkı bu şekilde yüceltmek .. herkese yakın değil ama bana çok tanıdık geldi.
Kumral Ada Mavi Tuna film olsaydı eğer,bu filmi Çağan Irmak çekerdi.Ve en sevdiğim sahne Ada ve Tuna’nın seneler sonra saat 11:00 de Baylan’da oturup konuştuğu o sahnede fonda kesinlikle Kenan Doğulu – Olmaz çalardı.Ve ben izlerken de mıh gibi o sahneye yapışır,içimi çeke çeke ağlardım.
Hala okumayan var mı sahiden ?
‘Şimdi artık biliyorum ki,bütün yaşantımız içinde ancak bir/kaç kişiye böyle bir hak tanırız.Onu şımartır,yüz verir,alttan alır ve hatta O’na teslim bile oluruz.Eğer çok şanslı değilseniz,karşınızdaki şımarır,ipin ucunu kaçırır.Bin pişman olur,incinir,düş kırıklarıyla yaralanır ve acı çekersiniz sonunda.Bazen çok ender de olsa şanslısınızdır ve bir mucize yaşarsınız.Çünkü karşınıza dilinize akraba biri çıkmıştır.’ (sayfa 74)
‘Her insan değerlidir,öyle olmalı ama neden saklamalı,hiç tanışmamış olsak,uzaktan bile olsa,sevdiklerimiz daha değerlidir.Hele tanıyıp da buna rağmen sevebildiklerimiz’… (sayfa 152)
‘O da inanmadı…’ diye içini çekti Tuna.’Hiç kimse inanmıyor bana.. Tanrım,dünyadaki en büyük yalnızlık buymuş meğer!’ (sayfa 188)
‘Ölüm hayat enerjisinin bitmesi demektir.Radyonun fişini çekerseniz,müzik biter.İşte ölüm tıpkı böyledir.Bir gün bir yerde fiş çekilir ve doğduğunuzda bağlanan enerji cereyanı kesilir.Hayat bitmiştir!’ (sayfa 227)
‘‘Analar.’ Dedi,rüzgardan,yağmurdan,güneşten ve toprakdan söz edercesine doğal.Analar,Allah’ın yarattığı en güçlü candır cihanda.Her mahlukun anası o mahlukların en kuvvetlisidir’ Yüce Allah’ın kanunu budur.Boşuna cennet anaların ayağının altında durmaz ya!’ ( sayfa 251)