27 Mayıs 2013 Pazartesi

Melekler Korusun * Debbie Macomber



Debbie kaleminin ucuyla mucizeler yaratan ve bunu büyük bir inançla aşkla yapan bir masal perisi.Kesinlikle öyle... Mucizelere inanmayan ve aşkı kalbinde taşımayan kimse böyle hikayeler yazamaz.Debbie öncelikle yazdığı karakterlerle oynuyor,onlarla dertleşiyor ve dost oluyor.Aralarındaki o muhteşem bağ,Debbie'nin okuyucu sayısının git gide artması ve karakterlerinin sevilmesinin tek nedeni budur.

Meleklerin varlığına ve bizi koruduklarına inanırız.Farklı dinlerde ayrı düşünceleri paylaşsakta melekler hep yanımızda ve her işimizde bizleri takip etmekle yükümlüler.


Debbie bu sefer meleklere romanında hayat verdi.Onları hayallerinden çıkarıp bizlerle tanıştırdı.


Sharley,Mercy,Goodnes ve Will dünya işleriyle sorumlu dört melek.Görevleri insanların dualarını dinlemek fakat müdahale etmeden... Ve Gabriel onları yönetmekle yükümlü baş melek...


Bir Noel günü Sharley,Mercy,Goodness henüz çırak olan Will'e insanları göstermek için dünyaya gelirler.İnsanlar onları göremesede çok dikkatli olmaları gerekmektedir.Will,insanları dikkatle izlemektedir,çünkü dünya cennetten çok farklı bir yerdir.Noel'i kutlayan milyonlarca insan saatlerin 12'yi göstermesini beklemektedir.Caddenin en kalabalık yerinde saatler tam 12'yi gösterdiğinde inanılmaz birşey olur.Will yanlışlıkla bir kadını iter ve kadın ne olduğunu anlamadan bir erkekle çarpışır.Lucie ve Aren... Birbirine sarılmak zorunda kalan Lucie ve Aren bir noel geleneği olarak öpüşmeye başlar.Meydanda Aren kardeşini Lucie ise arkadaşlarını kaybetmiştir ve beraber vakit geçirmek için bir restaurant bulurlar.Yaşadıkları bu durumu garipseyen Lucie ve Aren birbirlerinden hoşlanmıştır.Güzel vakit geçiren ikili birbirlerine bir hafta zaman verir,bir hafta sonra Empire State Binasında buluşmaya karar verirler.Buluşup buluşmayacakları ise muamma...


Bu ikiliyi talihsiz bir kaza ile karşılaştıran Will kadere müdahale etmiştir ve bu dört melek bu durumu düzeltmekle görevlendirirler.


Okumanız Dileğiyle :):)
I LOVE DEBBİE ...


24 Mayıs 2013 Cuma

Sol Ayagım * Christy Brown



Hergün yeni bir uğraş buluyoruz kendimize,değil mi ? Sonu gelmiyor isteklerimizin,yapabileceklerimizin.Hayat dediğin tam anlamıyla mucizesinin ta kendisi..

Elimizde bulunan kitap bir otobiyografi,yazarın kendi kaleminden gerçek hayattan.. Bu hikayeyi okumamız gerekli.Algı noktasını değiştirmemiz lazım yalnız,hissettiğimiz yalnızca bir acıma duygusu olmamalı.

Chrsity Brown,beyin felci ile doğan bir çocuk,henüz 2-3 aylık iken annesi bir gariplik olduğunu hissediyor ve doktor kontrolüne başvuruyor.Doktorlar Christy için hiçbir şey yapılamayacağını O'nun normal bir çocuk olmadığını söylüyorlar.Annelik nasıl kutsal bir görev,nasıl bir inanç ve azim gerektiriyor.Yüce yaradan hiçbir kadını bu duygudan yoksun bırakmasın.Annesi her ne olursa olsun inanmak istemiyor.Christy'nin özel bir çocuk olduğunu düşünüyor.Christy ise tam olarak bu ailenin 9. çocuğu ve toplamda 22 kardeşler... Annesi kendisi ile ilgilenmekten hiç vazgeçmiyor.Kendi kendine yemek yiyemeyen,oturamayan Christy birgün kardeşi ödev yaparken bir hamle ile sol ayağıyla kardeşinin elinden tebeşiri alıyor.Birşeyler karalamaya çalışıyor.Bu durum anne için inanılmaz.Anne hemen Christy'nin yanına gelerek,-Sana bununla neler yapabileceğini öğreteceğim Christy diyor ve tahtaya bir A harfi çiziyor.O günden sonra Christy'e alfabeyi öğretmeye başlıyor,azimle ve sabırla...

Devamı okumaya değer.
Okunması Dileğiyle...

21 Mayıs 2013 Salı

HASRET * Canan Tan

Aşk zor olunca mı güzel ? Zor olanı mı seviyor kalp her defasında.Aşk bekleyişlerin hep mi sancılı,sana inananlar hep mi yaralı ? Aşk,mutlu olan yok mu sana dair sana dayanıp sonsuzluğa uzanabilen..

Canan Tan önerileri hep geliyordu,bana ilk olarak Hasret'i okumak kısmet oldu.Aşk hikayeleri okumak güzel elbette,yalnız bu kitapta tanık olduğumuz sadece aşk değil.Kitaba adını veren hasret ise her cümlesinde buram buram...

Hatırı sayılır zengin bir aileden Hacı Ali'nin en küçük oğlu Tacettin,evin en sevileni bir dediği iki olmayan annesinin,analığının,kardeşlerinin gözbebeği...

Patricia,güzeller güzeli Rum kızı... Annesi Keskin'de bir meyhanenin sahibi Omorfia,babası Dimitri seneler önce vefat etmiş.Annesi Omorfia kızı Patricia için yeniden hayata bağlanmış.Eşinden yadigar kalan meyhaneyi canlı tutabilmek için elinden geleni yapmıştır.

Tacettin bu meyhanede ilk kez gördüğü Patricia'ya aşık olur ve hikaye başlar.Hacı oğlu olan Tacettin'in başta annesi olmak üzere ailesi farklı bir dinden Rum kızı ile evlenmelerini istemezler.Tacettin'in ailesini ikna etmesi gerektiği zamanlarda mübadele yılları başlar.Bir anda neredeyse herkes yıllardır komşuluk ettiği Rumlara düşman olur.İmzalanan antlaşmaya göre Rumların Türkiye'den Türklerin Yunanistan'dan çıkması gerekmektedir.Doğup büyüdükleri yeri vatanları olarak bilen bu insanlar için acı dolu günler başlar.Tacettin ve Partica'da bütün bu olanlardan etkilenir.

Tarihin saklanmış yıllarında vatan sevgisini,aşkı tekrardan yaşamak isteyenlere en güzel kitap önerisi 'Hasret'

Okumanız Dileğiyle...

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Askım NewYork * Lindsey Kelk

Hep derler ya,'Ambalaja Aldanma' her anlamda yani.Bir kitabın kapağına vurulursun,okursun okursun yok olmuyor sarmıyor seni.Bazen inadına okurum,sonuçta hiçbir hikaye yarım kalmayı hak etmiyor.Ne yazık ki,gerçek hayatta yarım kalmış hikayeler çok fazla...

Bu kitap indirim reyonundan o anda birşeyler atıştırırken değerlendirilmek üzere ambalajına vurgun yiyerek satın alındı.Yalnız okurken ne kadar eğlendiğimi anlatmam mümkün değil ki :)

Hikayenin ana karakteri Angela Clark en yakın arkadaşının düğününde erkek arkadaşının onu tenis hocasıyla aldattığını öğrenir,üstelik düğünün nedimesi iken..Düğünü birbirine katar ve bir gecelik karar ile Londra'dan hiç bilmediği bir şehire NewYork'a gelir.Buraya neden geldiğini,ne için,ne yapmak istediğini hiç birşey bilmiyordur.İlk gördüğü otele yerleşir ve otelde kendine diplomasız bir yaşam koçu arkadaş edinir.Çılgın NewYork günleri ve alışverişler başlar.Bir ayrılığın en büyük ilacı nede olsa bir kuaför ve yeni elbiseler,ayakkabılar,makyaj malzemeleri,parfümler...

Tabiki ben bunlarla çok dalga geçtim.Aldatıldığını öğreniceksin ve düğünü dağıtıp bunu ifşa edeceksin.Aman Tanrım,yer yarılsın da içine gireyim.Bir gecede başka şehirdesin ve kredi kartı patlatıyorsun.Bu inanılmaz sana haz veriyor.Neredeyse limitsiz kredi kartlarının sahiplerine haz verdiğini düşünmek saçma değil mi ? Sanki yazar,olmasını istediği gibi yazmış.Kesinlikle öyle.. Angela ortalama iki günde kendine flört edebilecek iki kişi bulur.Hopp dedim bajım,nesin sen ? Jennifer Lopez falan mı ? Flörtlerden biri Tyler;bankacı atletik vucutlu zengin siyah amex'i olan seksi boy... Sizin gözünüzde kim canlandı bilmem,ama ben olsa olsa Mert Fırat derim.Ne yani ? Siz bir kitap okurken karakterleri canlandırmıyor musunuz ? Tamam ben Mert Fırat'ı çok beğeniyorum.Böyle mükemmel bir adam ancak o olabilirdi,fiziksel olarak elbette.Diğer tarafda ise Alex; grup solisti gitarist kumral jean tshirt dövmeli parmakları nasır tutmuş asi genç.. Alex olsa olsa MithatCan Özer olur.Hani şu Pİ'STON grubundaki yakışıklı.. Angela'nın flört ikilisi hakkındaki düşünceleri,kızlar grubunun desteği,dedikodular,karşılaştırmalar... Herşey NewYork 'un gözleri altında çünkü bütün yaşanılanlar Angela'nın blogunda yayınlanıyor.Sizce Tyler mi Alex mi ?

Fazla hayalperest,yalnız çok eğlenceli :)
Benden Söylemesi...

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Hayatınızı Degistirecek 120 Karar * Hilary Janes

Bu aralar birçok kitapçının ön sıralarında göreceğiniz bir kitap ; Sütlü mü Köpüklü mü ? diye soruyor sizlere.Hayatınızı değiştirecek 120 karar Hilary Janes tarafından hazırlanmış,NTV yayınları tarafından okunmaya hazır.İçinde günlük hayatımıza dair bir sürü soru ve bilimsel araştırmalarla hazırlanmış cevapları var.Gün içinde bir an düşünüp hangisi diye karar veremediğimiz anlar ve hangisini seçersek daha akıllıca olabileceği ? Beni cazip eden tabiî ki yeme içme ile ilgili olan kısımdı,öğlen yemeği mi akşam yemeği mi ? Çorba mı Salata mı ? Birçok yiyeceğin kalori miktarları gibi.Bunun yanı sıra günlük hayatımızda iş hayatımızda verebilicek olduğumuz kararlarda ele alınıyor.

Sütlü Mü Köpüklü Mü ?
Kahve molasında 600 kaloriden ve günlük önerilen doymuş yağ miktarımızın (20gr) neredeyse tamamından nasıl tasarruf edeceğinizi bilmek ister misiniz ? Starbucks’ın en büyük boy,tam yağlı sütten yapılan beyaz çikolatalı ve kremalı mochasının yerine,yağsız az sütlü en büyük boy Americano (50kl) koyarak.Bu abartılı bir örnek olsada kahve zincirlerinde satılan kahvelerin son 10 yılda aldığımız kilolara katkısı yadsınamaz.Daha abartısız bir karşılaştırma ise az yağlı sütle yapılan büyük boy Latte'nin (150kl) yerine az yağlı sütten yapılan orta boy Cappucino (90kl) karşılaştırması olabilir.Aradaki fark,suya oranla içerikteki süt miktarının farkında yatar.İtalyanca’da süt anlamına gelen Latte’de, Cappuccinodan çok daha fazla süt vardır.Az sütlü Americano yada Machiatto ise daha az süt içerir.Süt elbette ki besleyici bir içecektir ama büyük boy tatlandırılmış sütlü kahvelerin öyle olmadığı kesin.Bazı kahve zincirleri internet sitelerinde besin bilgilerini veriyorlar.Sevdiğiniz içecekleri karşılaştırmak ve kaloriyi azaltmak için başka bir içeceğe geçiş yapmak istiyorsanız bu bilgilere göz atın.
Bu yazıyı okuduktan sonra ise benim gibi Starbucks aşığı insanın neler düşündüğünü düşünün.En sevdiğim içecek Latte ise,ben onu ancak 40 dakikalık hızlı bir antremanla vucuttan atabiliyorum.Latte elbetteki vazgeçilemez fakat artık ara öğün olmamalı.Kahvesiz olamıyacağına göre az yağlı Americano ise biraz daha kahve tadı ve sert olsada denemeye değer J  
Okunması Dileğiyle…