15 Nisan 2013 Pazartesi

Sahika Feraye * Sinan Akyüz



İki kız kardeş… Şahika ve Feraye 1900’lü yılların başında Biga’da bir çiftlikde Çakır Ağa’nın birbirinden güzel,gözlerden sakınılan iki güzel kızı.Kalabalık bir ailede göz açan iki çiçek birbirleriyle aynı bir o kadar da farklı.Gurur dediğin,anaları Fatma hanım’dan cesaret tutkunu yürekleri ise babaları Çakır Ağa’dan emanet…
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle,Çakır Ağa’da devlete maddi yardımlarıyla destek olur.Anası Hacı Nine’nin ‘Bana erkek torun veremediniz.’dediği yakarışlarda Fatma hanım boyun büker,Çakır Ağa ise iki güzel kızı için Allah’a şükreder.Kadınların çarşaf arkasından izledikleri dünya üzerinde erkekleri vatan,bayrak uğruna kanlar dökmekte,canlar vermektedir.Kadınların görevinin erkeğinin sözünden çıkmamak olduğunu direten Hacı Nine karşısında Şahika bir adım öne çıkar.Savaşa gitmek istediğini,orada kardeşlerine,bayrağına,devletine yardım etmek istediğini söyler.Hacı Nine ‘Kadın kısmı erkek işine karışmaz.’ Der,annesi Fatma hanım ise evlat hasretinden gitmesini istemez.Çakır Ağa ise savaşın karşısında eli kolu bağlıdır.Yüreğini bir nebzede olsa ezen erkek evlat hasreti ile övünür ve gitmesi için Şahika’ya izin verir.
Şahika’nın gitmesiyle Feraye’nin bekleyişi başlar.Bugüne kadar ablasından hiç ayrılmayan Feraye kavuşacakları güm için dualar eder.Çocukken bir yıldız kayarken,sıkı sıkı tutunup bırakmak istemediği bir dilek gelir kalbine.!Allah’ım sen bizi hiç ayırma.’
‘Unutma yürekden edilen her dua kabul olur.’
Yaradan Onların bu duasını duymuştur,beklide en baştan kaderlerini birlikte yazmıştır.Hikaye’nin devam eden kısmında Şahika aşkını sahiplenip peşinden giderken Feraye kaderini kabullenip sürüklenir.Ürdün’de farklı çatılar altında Şahika aşkın esareti,Feraye ise kader mahkumu…
Okumanız Dileğiyle…

9 Nisan 2013 Salı

Karısık Kaset * Uygar Sirin


Müziğin dokunmadığı ruh var mıdır ? Bir şarkının arkasına sığındığımız zamanlar.. Hani söyleyecek bir sözümüz olmadığında.Kalmadığında değilde söyleyemediğizde, dudaklarımızdan çıkmadığında… Mutluyken yada ağlarken bir şarkı vardır ki o şarkı senin şarkındır.’Sıradaki şarkı sana gelsin.’’Sıradaki şarkı bana gelsin.Bana bunu Atilla söylesin.’derdi Arzu.Sıradaki,ondan sonraki,dahada sonraki diye şarkı falları tutardık.Sahiden tutmayan var mı ? Şarkılara sarılmayan bizden değildir,benden söylemesi.
Arkadaşlarını,mahallesini çok seven yinede bunların içinde kendine bir dünya yaratan bir çocuk düşünün.Henüz 13 yaşında,adı Ulaş hayalleri sonsuz aşkı savunmasız ve büyük.Kendisi ise şarkılardan besleniyor.Orhan Gencebay,Ajda Pekkan,Erkin Koray,Cem Karaca’dan Barış Manço’ya Sezen Aksu’ya ‘Mazhar Fuat Özkan’a’(MFÖ denilmesinden hoşlanmıyor)…Her birinden ayrı bir tat,ayrı bir düşünce seçiyor günlüğüne kaydediyor.Galiba Sezen Aksu ve Mazhar Fuat Özkan’ın önemi büyük,daha çok onlarla yürüyor.
Mahalleye yeni taşınan İrem ise herkesin gözbebeği… Güzel,kibar,sevimli… Daha doğrusu şişe çevirmece oynarken cesaret denildiğinde herkesin öpmek isteyeceği bir kız.Ulaş ise ilk gördüğü anda İrem’e vurgun.Hem uzak,bir o kadar da yakın.Tek bir cümle kuramazken,tüm dünyasını açtığı tek kişi.Ulaş,yüreğine güneşi sığdıran çocuk nasıl söylese sevdiğini ? İrem sever mi yoksa güler mi ? Güler misin ? Ağlar mısın ? Sen ne anlarsın ? Aşk bu işte.. Tam da yerine uygun bir şarkı Erol Evgin’den… Şarkılardan sözler biriktiren ve müzikle dost olan Ulaş hayallerini,kırgınlıklarını,aşkını bir KARIŞIK KASET ‘ e saklar ve İrem’e verir.
Ulaş’ın söylediğine göre;
Şimdi şöyle… İrem’le 1990’da tanıştık.Ben 13 yaşındaydım,o 12.Ben tabi küt diye aşık oldum,gittim bir karışık kaset hazırladım.Ama İrem’in derdi bir başkaymış.Sanırım.Tam da emin olamadım.Sonra tuhaf bir şey oldu,10 yılda bir karşılaşmaya başladık.Saat gibi,aksatmadan.Hayat ya bizle dalga geçiyordu ya da bize yeni bir şans veriyordu.
Sonuçta iş öyle bir yere geldi ki 20 yıldır İrem’le birlikteydik ama daha ilişkimiz başlamamamıştı.Karışık Mesele.
Okumanız Dileğiyle…
(Bir Gökhan Çınar Tavsiyesidir.)
Şenay AL.