20 Ekim 2012 Cumartesi

Askın Gözyasları * Hz.Mevlana


Sinan Yağmur ikinci olarak Hz.Mevlana'nın tarafından yazar.Onun gözünden,paylaştıklarıyla hikayeyeyi devam ettirir.Şüphesiz,en güzeli Mevlana'nın arkasında bıraktığı en güzel eser 'Mesnevi'yi okumaktır.Sinan Yağmur'un gözünden bakmak da farklı bir duruş ve ayrıcalıktır.

Okumanız Dileğiyle...


Kitap'dan bir bölüm,



En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları.Sırların habercileri, hızına yetişemiyordu gözyaşlarının.Çok konuştuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım.Aşkın Gözyaşları sağanağında, yitik cennetimize yol bulalım.“5 Aralık 1273; Mevlana gördüğü rüya ile kan ter içinde uyanır.Şems'in seneler önce kaldığı odaya girer.Taş duvarlar, tahta sedir, acem kilimi, odada her ne varsa hepsi Şems kokmaktadır.Bakışları duvarda gizlenir. Senelerdir, hiçbir şeyin asılı olmadığı duvarda, bir levhayı fark eder.Okur yazıyı, kopar çığlık, atar kendini avluya.Karla kaplı taş zemine, yüzüstü düşüp bayılmıştır.

Askın Gözyasları * Tebrizli Sems


Tebrizli Şems ve Mevlana Celaleddin Rumi hakkında o kadar çok söz,kitap paylaşımında bulunuldu ki şüphesiz paylaşılmayada devam edilecektir.Mevlana Celaleddin Rumi'nin hayatını Elif Şafak'ın Aşk kitabı ile keşfettim.Ondan sonra okuduklarım bana biraz yavan geldi hep,Aşk'ı bitirdiğim sıralarda ise elime Sinan Yağmur'un kitapları geçti ve okumaya başladım.Sinan Yağmur hikayesine Tebrizli Şems'den yola çıkarak başlıyor.Sonrasında Hz.Mevlana ve Kimya Hatun kitaplarıyla her karakteri ayrı ayrı incelemeye devam ediyor.Kitapta ara ara paylaşılan Şems'in 40 kuralıda okuyucuyu derin düşüncelere teşvik ediyor.


Okumanız Dileğiyle...

Kitap'dan bir bölüm;


Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun Şems Hz Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır:

“Allah’a kavuşmayı isteyeni Allah da sever” Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır.
Baş derviş engeller Bırakın son nefesini versin Sonra da en yakın bir kuyuya atın Kıyafetine sarp atın.Avluyu yıkayın Sabah ile yola çıkarız Şems hala son nefesini vermemiştir Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: “Allah ne güzel sevgilidir Rabbim sana aşığım Ve bu canı sana hediye ediyorum”


Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar:“Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim Gör ki aşk için
ölmek ne demekmiş” Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır.Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasılda aşk yağıyor…

19 Ekim 2012 Cuma

Falan Filan * Oben Budak

(Yazı Alıntıdır.)

Aşk, ayrılık, ihanet ve seks... İlişkilere dair her şey, en gerçek haliyle Oben Budak'ın kaleminden. Bir solukta okuyacağınız Falan Filan bu yazın kitabı olacak!

Gazeteci, yazar ve DJ Oben Budak'ın, günümüz kentli nevrotik kadınının arayışlarını ve aşk hayatını anlattığı kitabı Falan Filan, Esen Kitap etiketiyle 17 Temmuz Salı günü raflardaki yerini alıyor. Editörlüğünü Berin Yavuzlar'ın üstlendiği kitapta geçen hikâyeler, usta çizer Ergün Gündüz'ün illüstrasyonlarıyla can buldu, Falan Filan'ı benzersiz kıldı.

Eğlence, parti, pop deyince akla gelen ilk isimlerden Oben Budak bu kez farklı bir kapıyı aralıyor. 3,5 yıllık bir çalışmanın emeği olan Falan Filan, alaycı ve komik bir üslupla kadın erkek ilişkilerine değiniyor. Kitap, kadın kahramanın ayrıldığı sevgilisinin ardından televizyonu pencereden fırlatmasıyla başlıyor. Şahit olduğunuz tutku karşısında irkiliyorsunuz ama orada bitmiyor. Okur her bölümde sarsılıyor; çünkü bu kitapta aşk bir delilik, seks en doğal ihtiyaç, yalnızlık ise hepimizde iz bırakan bir gerçek.

"Kişiler değişse de yaşadığımız şeyler hep aynı değil mi? Bütün duygular aşk - ayrılık - ihanet ve seks arasında gidip gelmiyor mu? Bir daha asla yapmam dediğiniz hataları yapıp, başka kişileri, bambaşka duygularla sevmiyor muyuz? Bu olaylarda kişilerin bu kadar önemi var mı sizce? Bilmem, belki de vardır..." diye sona eren kitabında Oben Budak'ın renkli ruhunu bulacaksınız.

18 Ekim 2012 Perşembe

Gelibolu - Buket Uzuner

Çocukken bizim çiftlik evinin tam karşısına askeriye kurulurdu.Askeriye'deki bütün abileri severdim komutanları hariç,çünkü komutanları varken hepsi dut yemiş bülbüle dönerdi.Bizim kapının önünde komutanların çadırı olurdu,biraz aşağıda yemekhane çadırı,biraz aşağıda büfe karavan.. İşte o benim en sevdiğimdi,köy uzaktaydı ve ben o karavandan her an birşey alabilirdim tabi hediyeleri saymazsak.En çok şişko askeri severdim,o göbekle ne yapabilirdi ki ? O yemekhanede çalışırdı.Bizim dolabı kullanırlardı ara sıra ve ben O'nun getirdiği kavurma kazanını bıraksak anında yiyebiliceğini hayal ederdim.Askerleri severdim,babam o zaman Onlar’ın bizi hırsızlardan koruduğunu söylerdi.Büyüyünce anladım ki esas hırsızlar işgalciler,vatanı satanlar,bölücü güçlerdi.Asker yine korumakla yükümlüydü.Neyi koruyacağı belli,neyden koruyacağı belirsiz …

Uzun Beyaz Bulut Gelibolu,tarih kitaplarından alıntılar yapılarak hazırlanmış bir kurgu romanıdır.Herkesin okuması gerektiğine inandığım bu roman bana lisede okunmak üzere edebiyat öğretmenim tarafından verilmişti.Okumayı sevmeme neden olan romanlardan birtanesidir.
Çanakkale Savaşında savaşmış iki askerin mektuplarından oluşmaktadır.2000’li yıllarda Yeni Zelanda’dan Türkiye’ye Gelibolu’ya gelen Viki Taylor Çanakkale gazisi Gazi Alican Taylar Çavuş’un dedesi olduğunu iddaa eder.Köylüler kendisine inanmak istemez.Kendisine yardımcı olan rehberi Mehmet şaşkınlık içinde ne yapıcağını bilemez.

Gazi Alican Taylar Çavuş’dan geriye kalan kızı Gelibolu’nun en yaşlı kadınlarından Beyaz Hala’dır.Beyaz Hala uzun süredir evinden dışarı çıkmayan,köylülerle konuşmayan inatçı ve huysuz bir kadındır.Dedikodular alıp başını yürüdüğünde Viki Mehmet’den kendisini Beyaz Hala’ya götürmesini ister.Kimseye kapısını açmayan Beyaz Hala tanrı misafiri diye düşünerek Viki’yi misafir eder.
Viki araştırmalarından ve Gazi Alican Taylar Çavuş’un dedesi olabilme ihtimalini paylaştığında Beyaz Hala’nın inatçı ve aksi tutumuyla karşılaşır.

Gazi Alican Taylar Çanakkale Savaşından Eceabat köyüne dönebilen tek askerdir.Bu yüzden köylü kendisini el üstünde tutar.Evlendiği zaman rüyasında Mustafa Kemal Atatürk’ü görür ve Atatürk kendisine üç çocuğunun olacağını ve çocuklarına sırasıyla Uzun Beyaz Bulut isimlerini vereceğini söyler.Bunu mucize olarak değerlendirler ve Alican Çavuş’un 3 tane çocuğu olur.Onlardan hayatta kalan tek kişi Beyaz Hala’dır.Viki bunu duyduğunda Uzun Beyaz Bulut’un Yeni Zelanda’nın öteki adı olduğunu savunur.

Bu iki kadın beraber geçirdikleri zamanda Beyaz Hala babası Gazi Alican Taylar Çavuş’un Viki ise dedesi Alistair John Taylor’un mektuplarını birbirlerine okurlar.
Romanda en can alıcı bölüm,mektuplardır ki,farklı dil farklı ırk farklı dinleri paylaşan iki askerin birbiriyle aynı duyguları aynı hayalleri paylaştığını gözlemliyoruz.Bu iki askerin yolları farklı ülkelerin çıkarları doğrultusunda mücadele verdikleri savaşta yoldaşlıktan geçer.
Okumanız Dileğiyle…

13 Ekim 2012 Cumartesi

Safak Vakti

Serinin son kitabı,burada hikayenin daha fazla bizden olduğu yer.. En başında bahsettiğim çok sevsemde dalga geçmemle yer alan bölümler son seride.

Bella Edward'la evlenmeyi kabul eder ve mezuniyet sonrasında düğün için hazırlıklar başlar.Partilere bayılan Alice gelinlikten düğün organizasyonuna kadar herşeyi üstlenir.Edward ve Bella muhteşem bir düğün ile evlenir.Düğün sonrasında Esme ve Carlisle'nin balayı hediyesi olarak Esme Adasına uçarlar.

Edward sözünü tutmak zorundadır.Bella'ya ancak evlendiklerinde beraber olucaklarına söz vermiştir.Sözünü ertelemek için elinden geleni yapar ve birkaç gece Bella'yı uyutmayı başarır.Daha sonrasında aşk dolu günler başlar ve bir ilk gerçekleşir.Bir wampir ile bir ölümlünün birleşmesinden hızlı geçen bir hamilelik dönemi başlar.Edward bebeğin Bella'ya zarar vereceğini bu yüzden acilen alınması gerektiğini düşünür.

Forks'a geri döndüklerinde Bella'ya yardım eden kişi Rosalie olur.Onu en iyi anlayan kişi ölümsüz olduğu için bebek sahibi olamayan Rosalie'dir.
Bella bebeğini kucağına almak ister.Bebek hızla gelişmektedir.Geliştikçe Bella'nın kanını emmekte ve O'na zarar vermektedir.Edward'ın da beklemekten başka çaresi yoktur.

Charlie bu durumda Bella'yı göremez.Jacobs Bella'nın wampir olduğunu düşünürken karlılaştığı manzara karşısında şaşırır ve Edward ile yeniden tartışmaya başlarlar.

Bella için en önemli şey kızı ReneEsme'dir.
...
Bu kitapta ilk bölüm beyazperde'ye aktarıldı,ikinci bölüm 2012 Kasım sonunda sinemalarda olucak diye biliyorum.Beyazperdede izlemek keyifli elbette,birçok kişinin izlemeyi tercih ettiğini biliyorum.Yalnız kitaptaki ayrıntılar tamamiyle beyazperdeye yansıtılamıyor.Bella'nın düşüncelerini birde okumanız lazım.

Okumanız Dileğiyle ;)


Tutulma

Tutulma Twilight serisinin 3.kitabı benim seride okurken en çok keyif aldığım kitap da diyebiliriz.

Edward ve Bella kavuşmalarının ardından,Charlie Edward’ın Bella’yı çok üzdüğünü ve yinede ayrılamadıklarını görmüştür.Bella’yı Edward’dan uzak tutmak istemektedir.Bunun için ev yasağı başlatır önüne geçemediğinde diğer arkadaşlarına da zaman ayırmasını ister.Özellikle Jacobs’a .. Bu fikir Edward’ın hiç hoşuna gitmez.
Charlie Forks kasabasının Şerif’i olarak Seatle’daki cinayetler ile ilgilenmemektedir.Bir süredir Seatle’da cinayetler olmaktadır.Bir çetenin yapamayacağı bu katliamın arkasında farklı bir güç olduğunu düşünürler.Bulundukları bölgeye yeni wampirler gelmektedir.Kontrolsüz hareketler Cullen ailesinin şüphesini çeker ve bunun Bella ile alakalı olduğunu fark ederler.
Victoria Bella’nın peşindedir.Edward Bella’yı korumak adına Kurtlar ile işbirliği içine girer.Bella ise olanlara üzülmektedir.
Jacobs Bella’nın yanlış karar verdiğini ve aynı anda iki kişiye aşık olduğunu düşünmektedir.Bu seferde Bella için savaşmaktan vazgeçmez.Bella’nın wampir olacağı ihtimali O’nu çılgına çevirir.
Bella Cullen ailesinin diğer fertleri ile de yakınlaşmaktadır.Bella Cullen olacağı günü beklemektedir.Edward Bella’nın wampir olmadan onunla evlenmesini ister.
Bella kurtulabilicek mi ? Evlenme teklifini kabul edicek mi ? Wampir olucak mı ? Yoksa Jacobs’a mı aşık ? Seattle’daki cinayetlerin sebebi ne ?
Yeniden hikayenin içinde kaybolmaya var mısın ?
Keyifli Okumalar..

4 Ekim 2012 Perşembe

Hayalet Kitap * Doğu Yücel



 Bazı hikayeler sonuna geldiğinizi sandığınız anda başlar.Klişe bir söz olsada ‘Her son bir başlangıçdır.’Doğu Yücel’de yazmaya sondan başlamış.Doğu Yücel’in ilk kitabı,ikinci kitabı ‘Varolmayanlar’ çıktıktan sonra tekrar baskıya girdi.Yeni baskıda kitabı temin edenlerdenim.Hayalet Kitap Taylan Biraderler tarafından beyazperdeye uyarlandı.Senaryoda üniversite yılları lise olarak değiştirildi.2004 yılında başrollerini Nehir Erdoğan,Sinem Kobal,Melisa Sözen,Cem Kılıç’ın paylaştıkları ‘Okul’ filmiyle vizyona girdi.
Bazı aşklar karşılıksız olur.Karşılıksız aşk aşk değildir diyenlerde vardır elbet.Bana göre karşılıksız olan ilk aşkınız,büyüttüğünüz ilk duygularınız ise daha farklı daha taze kalır hep.Karşı taraf sizin gibi göremezse yaşadıklarınızı aşk dediğiniz ‘Platonik’ kategorisine girer.Platonik aşklar ise önemsenmez.Aşkı bilmeyenler ortada bir paylaşım olmadığı için,duyguların nasıl büyüyüp serpildiğine anlam veremezler.Aşkın her hali ise güzeldir.Platonik olsada,olmasada her aşk güzeldir.Çünkü bazı karakterlerin sadece bir kere sevme hakkı vardır,Gökalp gibi…
Gökalp bir kere sevenlerden,sevgisine karşılık alamayınca hikayesini elleriyle sonlandırabilecek kadar da cesur.O’nun aşkı platonik de değil aslında,yazar böyle adlandırmış olsada.Platonik aşkların karakterleri,aşklarının kölesi olur halbuki.Gökalp aşkını dizginleyenlerden,teslim olmayanlardan.Gökalp’in çok sevdiği Güldem İzmir’li,üniversiteli,İzmir’in en güzel kızlarından.. Güzelliğinin farkında elbette okulun tüm gözleri üzerinde erkekler peşinde.Bir tanede sevgilisi var,altında arabası,cebinde parası çok yakışıklı değil ama şeytan tüyü var.Güldem'in sevgisi de o şeytan tüyünde,şayet gözü parada falan değil.Bunu iddaa edersem korkarım Gökalp’in cesaretinden.
Gökalp aşkına karşılık bulamayınca Güldem’den uzaklaşmak ister ve hayatına son verir.Güldem’e bir mektup bırakır.Bu bir intihar mektubudur.Gökalp’e göre ise her intihar mektubu bir aşk mektubudur.
Gökalp her şeyi sonlandırdığını düşündüğünde hikaye yeni başlamaktadır.Ne cennet ne cehennem O’nu bünyesinde kabul etmez.Tanrı ölmesi için çok erken olduğunu düşünür ve Gökalp’in hayaleti geri döner.
Okumanız Dileğiyle…
Şenay