4 Ağustos 2012 Cumartesi

Semerkant - Amin Maalouf




Fazla serin olmayan bir vapur akşamında,
-Ömer Hayyam’ı bilirmisin ? dedi bana,bilmezdim o geceye kadar.O gece belki sana rastlarım diye,rubailer okudum bazı bazı.
Sonrasında birgün beklerken bir vakti,bir dergide ‘Okunması gereken 10 kitap’ yazısını gördüm.Okunması gereken 10 kitaptan bir tanesi ‘Amin Maalouf Semerkant’ … Sana sormam gereken bir sorum daha oldu.Bu kitabı okumuş muydun ?


Daha nice kent, İslam ülkesinin en konuksever kenti olduğunu iddia eder. Ama bu sıfatı sadece Semerkant hak eder. Bildiğim kadarı ile bugüne kadar hiçbir yolcu, yatacak ve yiyecek parası vermemiştir. Yolculara ya da yoksullara yardım edebilmek için iflas etmiş nice aile tanırım. Ama tek bir gün övündüklerini duymazsın. Sokak başlarında gördüğün çeşmeler, gelen geçenin su içmesi için yaptırılmıştır. Kimi tuğladan, kimi çiniden, kimi bakırdan iki bin çeşme vardır, hepsi Semerkant’lıların armağanıdır. Bir teki bile teşekkür alacağım diye, üzerine adını yazdırmamıştır.


Temel olarak iki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmında 11.yy'ın başlarında Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ı yazma süreci ve hayatı anlatılıyor.Ömer Hayyam; İranlı şair,filozof,matematikçi,astronom. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hakim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır. Çadırcı anlamına gelen "Hayyam" takma adını babasının çadırcılık yapmasından almıştır. Ayrıca İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bir semte adını da vermiştir. Tarlabaşı bulvarında Sakızağacı ışıklardan başlayıp, Tepebaşı'na kadar inen caddenin adıdır. Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçiydi. Binom Açılımını ilk kullanan bilim adamıdır. Hayyam döneminde Astrolojiye önem vermiş.Şehirin önemli isimlerine yıldız haritalarını çıkararak burçlara yön vermiştir.Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı Rubâileri ile ünlenmiştir. Rubailerinde, dünya, var oluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir.Rubailerindeki ifade biçimi nedeniyle kimi mollalar tarafından zındıklıkla suçlanır.


Selçuklu Devleti’nin Semerkant’ı ele geçirmek istemesi,padişahların tutumu yine ilk bölümde anlatılmıştır.Selçuklu Devleti padişahı Alparslan’ın veziri Nizamimülk kitapta en çok ismi geçen karakterlerden.Nizamimülkün tek amacı ‘Büyük bir İslam devleti kurmak’ Hasan Sabbah ise Ömer Hayyam’ın yardımı ile saray kervanına katılır.Nizamimülk ile aralarında ki inanılmaz rekabet farklı boyutlara ulaşır.Hasan Sabbah’ın tek amacı Nizamimülk’ü devirmek olur.Bu nedenle İslam aleminin dört bir yanına başkaldıran tohumları eker,kendisini ölümüne izliyecek müritleri vardır.Bu topluluğun adına Haşşaşinler denir.Haşşaşinler kendilerine radikal bir din akımının takipçileri, ya da fedaayiin (Arapça fedailer –bir amaç uğruna kendini feda etmeye hazır olan) derlerdi.


Ömer Hayyam hayatı boyunca Nizamimülk ve Hasan Sabbah arasındaki rekabete rağmen ikisiylede iletişimi koparmamıştır.


Kitabın ikinci kısmında ise kitabın baş kahramanı Benjamin O. Lesage'in 19.yy sonunda bu el yazmasını aramak üzere İran’a doğru yola çıkar. Bu hikayelerin eksen alındığı süreçte İran'ın yaşadığı politik modernleşme süreci ele alınmıştır.


Birinci bölüme oranla ikinci bölüm İran politikası altında ezilmektedir.Benjamin’in Semerkant Yazmasını (Rubaiyat) bulması ve günümüze kadar gelişi anlatılmaktadır.


Ömer Hayyam’dan dörtlükler


İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara ?


Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz ?


Şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
Nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
Ev mi dayanır, bu sel yatağına?
Bu rüzgarlı yerde mum mu yanar ?


Okunması Dileğiyle…
Şenay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder