30 Haziran 2012 Cumartesi

Orhan Veli Kanık - Bütün Siirleri




Ben kaç yaşındaydım bilmem kuzenin ya lise bitecek ya üniversiteye yeni başlamış.Doğum günü kutlaması var evlerinde,en önemlisi hediyeler.Ne hediye gelmiş ? Kim ne getirmiş ? Buldum sene 1999 İkinci Bahar (Şener Şen-Türkan Şoray) zamanı,gelen hediye bir şiir kitabı ‘Orhan Veli Kanık - Bütün Şiirleri’ Dizide Timuçin Cennet’e hediye etmişti.Kimbilir kuzenin arkadaşı da oradan etkilenmiştir.


Nasıl sevdim o kitabı,şiiri,bir garip Orhan Veli’yi çok sevdim.Gidip gidip açtım,çevirdim,okudum,baktım,sevdim.İstedim ki o kitap benim olsun,halbuki okumuştum ya kaç kere olsa ne olur olmasa ne olur ?


Birgün okulda ödev verdiler,herkes bir şiir okuyacak.Ödevi veren kimdi ? Ya Deniz hoca ya Aysel hoca,belki ortaokul belki lise bilinmez.O kitaptan en sevdiğim şiiri seçtim.Okudum,ilk kez bir şiir okudum.

Hürriyete Doğru

Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...

Orhan Veli Kanık


Neden bu şiiri seçtim.İçinde özgürlük var diye mi ? Yoksa okurken sesin yükseldiği için mi ? Hani kana kana okuyacağım için mi ? Ben bugün o kitabı aldım ve içimdeki çocuğa armağan ettim.Artık o kitap senin,benim …


Sevgiyle...
Senay







24 Haziran 2012 Pazar

Sahilde Bulusalım*Kandemir Konduk




Kitabın kapak fotoğrafında uzanmış sere serpe bir hatun ve O'nu dikkatle izleyen bir çocuk.Yaz'ın en sıcak günlerini yaşarken,konu içinde uygun daha güzel bir kapak tasarlanamazdı.Yinede en başta yazar ismiyle dikkat çekiyor.Benim ilk olarak aklıma gelen 'Mahallenin Muhtarları' senaryosu .. Temel,Fadime,Mehpare,Hakkım Hakkım .. Neredeyse karakterlerin tamamını hatırlıyorum.


Bu romanda Çağatay 8 yaşında,kırsal kesimde yaşayan bir çekirdek ailenin en küçük bireyi.Babası Cemal geleneklerine bağlı,babasının sözünden hiç çıkmamış,kendi kurallları olan bir adam.Eşi Gülfidan Çağatay'ın annesi,Cemal'i hiç sevmemiş bugüne kadar bulunduğu yerin adetlerine göre yaşamış.


Cemal'in abisi Cemal ve ailesini yazlığa davet eder.Arkadaşları Cemal'i ve Gülfidan'ı tatil için o kadar yol gidilir mi ? diyerek ayıplar.Cemal abisine söz vermiştir.Sabah erkenden yola çıkarlar.Aile arasında çıkan keyifli atışmalar,herkesin farklı bakış açısı ...


Sahilde Buluşalım,Fellini’nin Amarcord filmini çağrıştıran esprili anlatım diliyle yazılmış bir kitap ... Kitapta İlişkilere, aşka, evliliğe, inançlara, yaşama ilişkin çelişkilere tanık oluyoruz.


Okunması dileğiyle ;)



Bir Gün * David Nicholls





Bir kitabın içeriği kadar,ne zaman okuduğunuz da önemli sanırım.Kitabı okurken ve okuduktan sonra durduğunuz yer değişebilir.Yada şöyle bir ilişkinin sonunda bu kitabı okumak yada beyazperde uyarlamasını izlemek daha etkili olabilir.

Emma ve Dexter birbirinden farklı iki karakter,mezuniyet günleri 15 Temmuz 1988 de tanışır.Mezuniyet gecelerini beraber geçirdikten sonra iki aşık olamıyacaklarını fark ederler.Emma en başından Dexter'dan hoşlanmaya başlamışken Dexter'ın bambaşka hayalleri vardır.Dünyayı gezmek,şöhret olmak,çok kazanmak,çok arkadaş edinmek.. Emma'nın tiyatro ile ilgili planları vardır.En sevdiği şey ise yazmaktır.Dexter'ın en yakın arkadaşı olmuştur.Dexter'a sürekli uzun uzadıya mektuplar atar.Romanda iki karakterin her sene 15 Temmuz'da yaşadıkları paylaşılır.
Emma Dexter'ı sevdiği için uzun süre hayatında kimseye yer vermez.Bir gün Dexter hayallerine kavuşur.Bir televizyon kanalında sunucu olarak çalışmaya başlar ve yıldızı gitgide parlar.Dexter hedeflerini gerçekleştirirken Emma olduğu yerde saymaktadır.Dexter'ın giderek değişmesi çiftin her buluşmalarında kavga etmelerine sebep olur.

Dexter Emma'nın Onu sevdiğini anlıyacak mı ? Emma ne kadar bekliyebilecek ? Dexter seçimleriyle mutlu olucak mı ? Belkide BİRGÜN tam tersi olucak. Ya da BİRGÜN kavuşucaklardır.

Astrolojiye inanır mısınız ? Yazar ne der bilemem ama,bence Dexter özgürlüğüne düşkün,gezmeyi seven,eğlenmeyi amaç edinmiş Yay burcu Emma ise prensipleri olan,kolay kabullenemeyen,diktatör Oğlak burcu.Bu iki burcun birbirinden kopamayan fakat aynı zamanda anlaşamadığını söylememe gerek yok sanırım.

Sevgiyle ;)

Pasaklı Tanrıça * Sophie Kinsella




Sophie Kinsella'nın okuyucularının büyük kısmını bayanların oluşturduğuna eminim.Alışverişkolik serisi ile hayatımıza giren Sophie'nin kurguları hep romantik komedi tarzında.Hatta serinin bir kitabı beyazperdeye de aktarıldı.(Pasaklı Tanrıça seriye dahil değil :)


Pasaklı Tanrıça'nın cep boyutuda var.Tam bir plaj kitabı,herkes plaj çantasında bulundurabilir.Pasaklı Tanrıça ile tatil yapmak farklı bir deneyim olabilir.
Samantha Sweeting,29 yaşında başarılı bir avukat.. Hayatında önem verdiği tek şey kariyer yapmak,çalıştığı şirkete ortak olabilmek.Bu isteğinin üzerinde o derece yoğunlaşmış ki,dış dünya ile ilişkisi yok denicek kadar az.Kendine ayıracak vakti neredeyse hiç yok.En son ne zaman nerede oturup bir kahve içtiğini bile hatırlamıyor.Ta ki,birgün hayatını mahvedicek bir hata yapana kadar ..



Hatayı kabullenemeden kendisini ofisden dışarıya atıyor ve bulduğu ilk trene biniyor.Hiç bilmediği bir yerde bir bardak su istemek için kapıyı çaldığında kendisinin iş başvurusu için geldiğini düşünüyorlar.Samantha kendini bir anda o evin hizmetlisi olarak buluyor.Tek problem,yemek yapmayı,dikiş dikmeyi,çamaşır yıkamayı,ütü yapmayı hatta ütü masasını bile tanımıyor.Kendisinin yapabildiği tek şey,kontratları yeniden düzenlemek ve müvekkilini milyonlarca pound kar ettirmek.Samatha burada neler yaşayacak.Yemek yapmayı öğrenebilicek mi ? Ütü nasıl yapılır ? Bunlardan da önemlisi aslında nerede durmak ve ne yapmak istediğini hiç düşünmediğini fark ediyor.



Aranızda kendisi ile tanışmamış olanlar var mı ? Olabilir,Samatha'ya kulak verin,29'dan sonra bile herşey değişebilir.



Sevgiyle ;)

18 Haziran 2012 Pazartesi

Bin Muhtesem Günes




Tüm dünyada inanılmaz bir basarı yakalayan,Uçurtma Avcısı'nın yazarı Khaled Hosseini'den...


Nereye giderseniz gidin,ülkeniz pesinizden gelir.Artık siz orada yasamasanız dao içinizde yaşar.Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadıgı gibi.. Yazar bu kitabı Afganistan'ın kadınlarına adamıstır.


Meryem,harami olarak dogan küçük kız.Harami'nin anlamı ise piç demek.Annesi ile küçük bir kulubude yaşamaktadır.Annesi yasadıklarına,paylastıgı hayata,aldıgı nefese bile öfkeli.Tek sevgisi küçük haraminin üzerinde,yasak bir sevdanın meyvesi küçük harami.Meryem'in babası bölgenin en zengin soylularından,Meryem'in babasına duydugu ask ise çok daha soylu ve temiz.Meryem'in hayatı sevme ve ögrenme çabası,hiç istemedigi beklemedigi bir hayata sürüklenmesi,küçük yastaki evliligi ve Leyla'yı bulması...


Leyla,iki abisini savasta kaybeder.Ogullarını kaybeden annesi kendini hayattan sogutur.Leyla bu durumda babasına yardımcı olmak ister.Kimi zamanlar annesinin O'nu sevmedigini düsünür.Babası Afganistan'dan ayrılmayı düşünsede annesi buna izin vermez ve Leyla'nın askı .. Leyla,beraber büyüdügü çocukluk arkadası Tarık'a asıktır.Afganistan'da her gün dahada zorlasan yaşam sartları yüzünden Tarık ve ailesi Afganistan'dan ayrılmak zorunda kalır.Birgün dönüp Leyla'yı alacagına söz verir,Leyla'da beklemeye elbette.Sonrasında Leyla'nın yolu Meryem'le karsılasır.Leyla hayallerine ve umutlarına Meryem'ide katar.


Hasret,dostluk ve ask .. Basarıyla kurulan bir olay örgüsü.


Bin Muhtesem Günes,tam anlamıyla 'okunması' gereken bir roman.


Sevgiyle...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Uçurtma Avcısı


Bir kitabın ambalajına aldanmayın derler hep,burada hem ambalajı dikkat çekici hem konusu,bir o kadar da sürükleyici bir roman.Beni çeken ambalajı değil,tavsiye olması..

Khaled Hosseını,Afganistan, Kabil’de bir diplomatın oğlu olarak doğdu. Ailesi, 1980’de Amerika Birleşik Devletleri’nden siyasi sığınma hakkı elde etti. Halen kuzey California’da yaşamaktadır ve doktorluk mesleğini sürdürmektedir. Uçurtma Avcısı onun ilk romanıdır.
Hikaye Afganistan'da krallığın çöküşü, Sovyet işgali, ülkeden Pakistan'a ve Amerika'ya toplu göç ediş ve Taliban yönetimi gibi kargaşalı ortamında kurgulanmıştır.
Emir ve Hasan iki çocukluk arkadaşı,süt kardeşler.Emir,zengin bir babanın oğlu .. Hasan,Emir ve ailesine hizmet etmekle görevli bir babanın tek dayanağı,tek umudu.Afganistan'da yaşanan ırk ayrımcılığı,Peştunlular ve Hazaralar.Hasan bir Hazara olarak dünyaya geldiği için Emir'in arkadaşları tarafından küçük görülmüş,Emir'de zaman zaman bu ayrımcılığa kapılmaktan kendini alamamıştır.Hasan sevgi dolu,masum,anaç ruhlu .. Emir hayalperest,şımarık,kıskanç,kibirli,ağa .. Yinede kötü denemez O'na,değil.Kimse özünde kötü değil,iyilikde kötülükde her zaman içimizde önemli olan hangisine önem verdiğimiz.Ne kadar iyi olursak olalım kötü olmıyacağımızın bir garantisi yok.Hayat bir tiyatro sahnesiyse hiçbir şeyin garantisi yok.Emir,doğarken annesini kaybetmiş babasına adeta aşık bir çocuktur.Bu yüzden ki babasını Hasan'dan bile kıskanır.Baba ise Emir'ide Hasan'ıda evladı gibi sevmekte,ayırt etmemektedir.

Gün gelir,Emir ve Hasan ayrılmak zorunda kalır.Emir artık Hasan'la arkadaş olmak istememektedir.Afganistan'da süregelen yönetim ve savaş nedeniyle Emir babası ile beraber Amerika'ya göç eder.Amerika'da geçen seneler ardından bir telefon alır.Telefonda çok sevdiği bir büyüğü geri dönmesini ister.Hasan'a ödemek zorunda olduğu bir borcu vardır.

Emir'in Hasan'a olan sevgisi,yaşanılanlar sebebiyle iç hesaplaşması.İyi ve kötüyü ayıklayıp içindeki merhamet duygusunu ortaya çıkarması.Hasan'ın sadakati ve muhteşem dostluğu.. Bilmeye,okumaya,arşive katmaya layık bir roman.

Okunması dileğiyle...

Bahçemde Yeseren Umutlar


Debbie Macomber,ah tatlı Debbie yine okuyucuları icin güzel bir hikaye yasatmış.Bence Debbie hic büyümeyen bir kız cocuğu.. Bizim hayallerimiz ancak kücük bir çocukken bu kadar genisti.Küçük bir kız cocuğu iken bende böyle hikayeler yasatırdım.Hep cocuk kalmak mı ? Kimsenin harcı değil,ne mutlu hayallerde o cocuğu yasatabilenlere..
Susannah orta yaşlarda,yetiskin iki cocuğu olan bir öğretmen.25 yıldır dis hekimi Joe Nelson ile evli.Babasının ölümünden sonra yalnız kalan annesi ile ilgili kaygıları vardır.İsleri dolayısıyla annesini ziyaret etmeyi hep geciktirir.Birgün annesinin komsusundan telefon gelir.Annesi ölen esini gördüğünü ve onunla konustuğunu söylemekte,hikayeler uydurmaktadır.Susannah ani bir kararla annesinin yanına gitmeye karar verir.Gittiği yerde sadece annesini değil,cocukluğunu,cocukluk arkadaslarını,anılarını görecektir ve ilk askını ... Susannah ilk askı Jake'i bulmak ister.
En başta ergenlik çağındaki cocukların okuması gereken bir kitap.Anne-Baba ilişkileri,yanlıs anlasılmalar.Yanlış anlasılma ile senelerine mal olan bir küskünlük de var hikayede.Geriye döndüğünde bıraktığı gibi bulduğu muhteşem bir dostluk hikayesi de.. Özellikle hissettiğim yasanılan herşeyin bir sebebi,getirisi var.Ben sevdim,umarım siz de seversiniz.


Sevgiyle ;)